BALYOZ DAVASI’NIN GEREKÇELİ KARARI

Sait Balcı
Balyoz Davasının gerekçeli kararının açıklanmasından bu yana kararla ilgili tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Tartışmalar özellikle mahkemenin karar gerekçesinde yer alan davaya konu olan tüm delillerin orijinallerinin Genel Kurmay Başkanlığı’nda olduğuna dair kararına odaklanmış durumda. Mahkemenin karar gerekçesine yansıyan orijinal belgelerin Genel Kurmay Başkanlığında yer aldığına dair basında yer alan bu haberlere Genel Kurmay Başkanlığı yaptığı açıklamada, davaya konu olan söz konusu delillerin orjinlilerinin Genel Kurmay Başkanlığında olmadığını açıklamasıyla mahkemenin hukuki olmayan gerekçeli kararına da gölge düştü. Bu duruma yandaş basın müdahale etmekte gecikmedi. Yandaş basın mahkemenin kararının gerçekleri yansıttığı yönünde kamuoyunu yönlendirmeye çalıştı. Genel Kurmay Başkanlığı’nın açıklamalarını iktidar partisine ait bazı siyasetçiler bile doğrularken cemaate yakın yandaş basın sürekli Balyoz Davasının gerekçeli kararını desteklediler.10.Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Ömer Diken,Habertürk’e yaptığı değerlendirmede, hem Genel Kurmay Başkanlığı’nın açıklamasını hem de kendilerinin yazdığı gerekçeli kararın doğruları yansıttığını söylemesiyle söz konusu Balyoz Davasının gerekçeli kararı iki bilinmeyenli bir denkleme dönüştü.

Balyoz Davası’nın açıklandığı gerekçeli karara göre davaya konu olan belgelerin orijinallerinin Genelkurmay Başkanlığında değilse Mahkeme neden bu belgelerin Genel Kurmay Başkanlığında olduğunu gerekçeli kararına yazar? Söz konusu 10.Ağır Ceza Mahkemesi dava ile ilgili kararını verirken davaya konu olan bu belgelerin nerede olup olmadığını bilmiyorsa neye göre karar vermiştir? Eğer davaya konu olan bu belgelerin asılları Genel Kurmay Başkanlığında değilse nerededir? Söz konusu belgeler Mahkemede de değilse nerededir? Eğer bu belgelerin orijinalleri ortada yoksa davanın sonucunu tayin eden bu belgelerin geçerliliği var mıdır? Aslı astarı olmayan sözde belgelere göre karar verilebilir mi? Hadi şimdi diyelim ki Balyoz Davası Mahkemesi söz konusu kararını verirken bu belgelerin doğru olduğunu ve asıllarının da Genel Kurmay Başkanlığında olduğunu varsayarak karar verdi. Peki, şimdi söz konusu belgelerin asıllarının Genel Kurmay Başkanlığında olmadığı ortaya çıkınca verilen kararlar aynen geçerliliğini korur mu? Yani şimdi düşünün ki siz bir belge ile suçlanıyorsunuz. Mahkeme de bu belgeye göre sizi suçlu görüp ceza kesiyor. Fakat sonra bu belgenin sahte olduğu ortaya çıkıyor. Bu durumda mahkeme söz konusu kararını değiştirmesi gerekmez mi? Yani suçsuzluğunuz ortaya çıksa da aldığınız ceza aynen devam mı eder? Geldiğimiz noktada Balyoz Davasının gerekçeli kararı bu durumdadır.

Genel Kurmay Başkanlığı, Balyoz Davası gerekçeli kararının açıklanmasından sonra basında yer alan davaya konu belgelerin orijinallerinin Genel Kurmay Başkanlığında olduğuna dair yer alan haberleri beklemeden açıklama yapması gerekirdi. Daha da açıkçası Genel Kurmay Başkanlığı, Balyoz Davasında yargılanan emekli ve muvazzaf askerlerin kendi personeli olduğunu hatırlayarak davayı başından itibaren takip etmesi gerekirdi. Söz konusu davanın Türk Silahlı Kuvvetlerini esir almak adına açıldığını bilerek hareket etmeliydi. Davanın kararına teşkil eden gerekçeli kararın gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıkmışsa söz konusu durum basında yer almadan evvel gerekçeli karara itiraz etmeleri gerekirdi. Daha da doğrusu Genel Kurmay Başkanlığı, bu davaya süreç içinde müdahil olması gerekirdi. Yani bu gerekçeli karara Genel Kurmay Başkanlığı’nın katılmadığını tüm kamuoyuna deklare edilmeliydi. Eğer 10 Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu gerekçeli karara dayanak olan bu sahte belgelerin asıllarının Genel Kurmay Başkanlığında olduğuna dair bilgiye yer vermeseydi Genel Kurmay Başkanlığı hiç ses çıkarmayacak mıydı?

Büyük Ortadoğu Projesinin amaçları arasında yer alan Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarsızlaştırma anlamında 10.Ağır Ceza Mahkemesinin kararını anlamak mümkündür. Yine yandaş medyanın da bu yönde yanlı haber yapmasını da anlamak mümkündür. Ancak neredeyse bütün askerleri esir alınmış Genel Kurmay Başkanlığı’nın bu davanın sürecine dair söz konusu bu belgelerin orijinallerinin Genel Kurmay Başkanlığı’nda olmadığı açıklamanın haricinde en ufak bir itirazının olmamasını anlamak hiç mümkün değildir. Bu dava, Genel Kurmay Başkanlığı açısından ‘’Sarı öküz ’ün’’ hikâyesinden farklı hiçbir yanı yoktur.11.01.2013

SAİT BALCI

801 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.