OSLO’YA MECBURİ İSTİKAMET PARTİSİ

            Başbakan geçenlerde Demokrasi ve Barış Partisini terörü kınamadığı gerekçesiyle eleştiri yağmuruna tuttu. Sanki kendisi terörün hakkından gelebilmiş gibi BDP’ye caka satıyor. BDP’yi yerden yere vuruyor. Sanki geçenlerde BDP ile görüşmemişler gibi. Başbakan bir öyle konuşuyor bir böyle konuşuyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ‘’Bunlar akşam başka sabah başka ‘’ derdi. Şimdi bu söylemlerden kimin ‘’sabah başka akşam başka’’ olduğu gayet iyi anlaşılıyor. Bir bakıyorsunuz Başbakan Milliyetçi Hareket Partisine ihtiyacı olduğu zamanlarda tam bir milliyetçi kesilmiş fakat öbür taraftan da kürt sorununa el attığı dönemlerde ise BDP’nin söylemlerine paralel konuşuyor. Hatta ve hatta bazı dönemlerde BDP’yi de sollayarak tam bir bölgesel Kürt Kürt Partisine dönüşüyor. O dönemlerde Başbakan gerek Milliyetçi Hareket Partisine gerekse Cumhuriyet Halk Partisine söylemedik laf bırakmıyordu. Oslo görüşmeleri açığa çıkana kadar İmralı ile görüşüldüğü alenen söylenmezdi. Ne zaman Oslo görüşmeleri açığa çıktıysa ondan sonra da görüştük dediler. Önceleri biz görüşmüyoruz devlet görüşüyor dediler. Devlet dedikleri ise Milli İstihbarat Teşkilatından başkası değil. Kendilerini ise devletten sayılmıyorlar. Bu konuda haksız da sayılmazlar hani. Devleti doğru dürüst yönetemedikleri için zaten devletten sayılmazlar. Gelip geçici hükümettirler işte o kadar.

 

Siyasi İktidarın terörle müzakerelerini üst üste koyduğumuz zaman ise nerdeyse AKP’nin KCK’nın siyasi bir kolu olduğu sanılacak. Siyasi İktidar, Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştirmelerinden bu yana bir taraftan PKK’nın şehir yapılanması olarak bilinen KCK’nın üzerine gidiliyorlar fakat öbür taraftan da PKK’nın elebaşısı ile KCK’dan daha fazla görüşüyorlar. Yani ortada tam bir kargaşa yaşanıyor. İmralı ve dağdaki teröristlerle BDP görüşürse kötü oluyor, fakat kendileri görüşürlerse müzakere oluyor. Bunun adı da Kürt sorununa çözüm arayışları oluyor. Siyasi bir partinin bir yönü olmalıdır. Bir duruşu, bir amacı olmalıdır. BDP açık ve seçik’’Ben bölge partisiyim ‘’ diyor. Yani ben buyum diyor. Ya iktidar partisi ne diyor? Açıkça söylemek gerekirse ben ne dediğini pek anlamıyorum. Bir gün öyle bir gün böyle diyor. Yani rüzgâr ne tarafa eserse o tarafa konuşuyor. Bunun da adı maalesef siyaset oluyor.

 

Şimdi yine Başbakan BDP’yi eleştirerek BDP’ye sözde nasihat ederek tabeladaki isimlerinin yerine ‘’Kandil’e Mecburi İstikamet Partisi olarak değiştirmelerini salık veriyor. Lafı söyleyene bakın da hizaya gelin. Başbakan’ın bu söylemini duyunca meşhur bir Atasözümüz aklıma geldi. Atalarımız ‘’Anasına bak kızını al’’ demişler. Atalarımız bu lafı boşuna söylememişler. Bu atasözü tam olarak AKP’ye hitap ediyor. Allah aşkına söyler misiniz AKP’nin BDP’den ne farkı vardır? Terör örgütü ile görüşme derseniz her ikisi de görüşüyor. Türk Ordusunu çökerteme konusunda AKP, PKK’yı çoktan solladı. Neresinden bakarsanız bakın AKP’nin BDP’den hiçbir farkı kalmamıştır. AKP Milliyetçi oylara ihtiyacı olduğu zamanlarda Milliyetçi Hareket Partisine bindirdiği gibi Kürt oylarına da ihtiyacı olduğu zamanlarda da BDP’ye bindiriyor. Her ikisine de bindiremediği zaman Cumhuriyet Halk Partisine bindiriyor. Boş geçmek yok. Başbakan da bu zaten alışkanlık oldu. Şimdi BDP’ye ‘’Kandile Mecburi İstikamet Partisi’’ adını takmış. Ben de AKP’ye ‘’Oslo’ya Mecburi İstikamet Partisi’’ adını veriyorum. Hem bu şekilde yıpranmış olan partilerinin adını da yenilemiş olurlar. Belki de bu isim altında daha iyi siyaset yaparlar. Bundan böyle belki de görüşmeleri de saklama zahmetinden kurtulmuş olurlar. Bundan böyle söylemlerini de değiştirme zahmetinden kurtulmuş olurlar. Bu isim kendilerine de çok yakışır doğrusu.24.10.2012

 

SAİT BALCI

439 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.