ULUSALCIYIM AMA KAFATASÇI DEĞİLİM FAŞİST HİÇ DEĞİLİM


Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün PKK teröristlerince kaçırılması ve salıverilmesi bayram öncesi gündemin başlıca konuları arasında yer almıştı.

Hüseyin Aygün’e en büyük tepkiyi, Başbakan’ın rahatsızlandığı dönemde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından iptal edilen spor yasasının tekrar meclis gündemine gelmesinden sonra söz konusu spor yasasının Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşırsa istifa edeceğini söyleyen AKP Milletvekili Şamil Tayyar verdi.

Sözü edilen spor yasası Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti ama Şamil Tayyar istifa etmedi. Bu yüzden bana göre Şamil Tayyar sözünün eri bir Milletvekili değildir. İnsan önce kendi eylem ve söylemlerine bakmalıdır. Konuşmalarındaki tutarlılığa bakmalıdır. Eğer Milletvekili olmanıza rağmen halen daha siyasi bir olgunluğa erişememişseniz bu arenada yer almayı henüz hak etmemiş sayılırsınız. Bana göre Şamil Tayyar’ın sağa sola sataşmadan önce Meclis’te spor yasası ile ilgili konuşmasından dolayı ya istifa etmelidir ya da kamuoyu önünde meydan okuduğu Başbakan’dan özür dilemelidir. Demek istediğim milletin vekili olmak bu kadar kolay olmamalıdır. Milletvekili olan insanda biraz birikim olmalıdır. Milletvekili olan bir insanda eylem ve söylem birliği olmalıdır.

            Şamil Tayyar üzerinden asıl meseleye gelmek istiyorum. Tabi ki benim şahsi olarak Şamil Tayyar ile bir alıp veremediğim herhangi bir meselem yok. Şamil Tayyar’ın kendisi gibi bir meslektaşı olan birisini eleştirmeden önce kendisine aynada bir bakması gerektiğini söylüyorum. Benim asıl derdim ise Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Hüseyin Aygün’ün açıklamalarınadır. Hüseyin Aygün’ün PKK teröristlerince kaçırılması elbette Şamil Tayyar’ın söylediği gibi kurgulanmış bir oyun olmayabilir. PKK teröristleri, Hüseyin Aygün’e iyi davranmış da olabilirler. Hüseyin Aygün’ü uğurlarken sarılmış da olabilirler. Ancak tüm bu olup bitenler Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinde köy ve mezra baskınlarında sorgusuz sualsiz bebekler dâhil birçok aile bireylerini Kürt hakları adı altında hunharca öldürmelerini aklamaz. Bunca yıldır bölgede güvenliği sağlamaya çalışan Mehmetçiklerin akan kanını hiç durdurmaz. ‘’Vatan sağ olsun’’ diyen anne ve babaların acılarını hiç dindirmez. Şimdi birkaç terörist barıştan ve kardeşlikten bahsetti diye akan sular birden bire duracak değil. Dağa çıkan gençler pişman iseler o zaman silahları bırakıp dağdan inmeleri gerekmez mi? Yakın bir dönemdir sık sık yol kesme, insan kaçırma eylemleri ile Mehmetçiğe silah doğrultacaklarına gelip adam gibi teslim olmaları gerekmiyor mu? Onlar barış istiyor da sanki bu memleket mi savaş istiyor? Anneler babalar evlatlarını şehit düşün diye mi askere gönderiyorlar? Her devletin ulusal güvenliği korumak için nasıl bir orduya sahip ise biz de aynı amaç doğrultusunda bir orduya sahibiz. Vatanı iç ve dış düşmanlara karşı korumak da Mehmetçiğin görevidir. Şimdi siz vatanı korumak maksadı ile asker olmuş Mehmetçiklere ateş açacaksınız ama öbür taraftan da barış isteyeceksiniz öyle mi? Nasıl olacak bu iş söyler misiniz? Mehmetçiğe yapılan saldırılarda ölen teröristlerin canı can da Mehmetçiğin canı patlıcan mıdır? Demem o ki Cumhuriyet Halk Partisinden Milletvekili olmuş bir insanın dağdaki terörist ile vatanı korumakla mükellef Mehmetçiği birbirinden ayıramaması olacak iş değildir.

Şimdi meseleyi biraz daha irdelemek istiyorum. Ne acıdır ki tüm bu olup bitenlerden sonra Hüseyin Aygün’ün saçmalamalarına Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ile Adnan Keskin ‘’kendi görüşleridir’’ demişler. Cumhuriyet Halk Partisi Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz da Hüseyin Aygün’ün açıklamalarına sert tepki göstermiş. Takip edebildiğim kadarı ile bu Milletvekillerinin haricinde de Cumhuriyet Halk Partisinin diğer kadrolarından herhangi bir ses çıkmadı. Oysa ben Muğla Milletvekillerinden de bir açıklama beklerdim. Burada üzülerek söylemeliyim ki Cumhuriyet Halk Partisinin kadrolarına ulusalcı ve kafatasçı diyen bir zihniyete sahip çıkmak Cumhuriyet Halk Partisinin ilkelerini ayaklar altına almaktan başka bir anlamada gelmez. PKK tarafından kaçırılan Hüseyin Aygün’e parti sahip çıkmamış mıdır? Elbette sahip çıktılar. Benim gördüğüm kadarı ile Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ile Ankara Milletvekili Levent Gök gelişmeleri Tunceli’den takip ettiler. Peki, şimdi durduk yerde Hüseyin Aygün bu lafı ne diye söyledi? Hüseyin Aygün’ün Cumhuriyet Halk Partisinin ulusalcıları ile ne alıp veremediği var? Cumhuriyet Halk Partisini bugünlere Hüseyin Aygün’mü taşımıştır yoksa ulusalcılar mı? Dün Cumhuriyet Halk Partili olan Hüseyin Aygün’mü iyi bir CHP’lidir yoksa ulusalcılar mı? Hadi diyelim Hüseyin Aygün ne dediğini bilmiyor peki Cumhuriyet Halk Partisinin kadroları ne yapıyor? Yoksa onlarda Hüseyin Aygün ile aynı düşünceyi mi paylaşıyorlar? Cumhuriyet Halk Partisinin kadrolarından bir kaç kişi dışında pek bir ses çıkmamıştı ama doğrusu Genel Başkan’ın Hüseyin Aygün’e dersini vereceğini sanmıştım. Ancak bu beklentim de boşa çıktı. Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da Hüseyin Aygün’’ün partimiz hakkındaki söylemlerine sahip çıktı. Yani Cumhuriyet Halk Partililer böylelikle kafatasçı olmuş oldular. Burada açıkça söylemeliyim ki bugüne değin bu partiyi bugünlere taşıyan Cumhuriyet Halk Partisinin kadroları ne düşünüyor bilemem ama ben Hüseyin Aygün’ün arkasında değilim. Ben Atatürk’ün kurtuluş savaşları sonrasında kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisinin kadrolarına kafatasçı diyen bir zihniyeti asla kabul etmiyorum. Eğer Cumhuriyet Halk Partisinin kadroları Hüseyin Aygün’ün arkasında ise beni bir eksik saymalarını rica ederim.

Kurtuluş savaşları boyunca milli mücadeleden kaçanlar olmuştur. Milli mücadele esnasında tavrını işgalci güçlerden yana alanlar olmuştur. Kurtuluş savaşları sonrasında kurulan Cumhuriyete karşı ayaklananlar olmuştur. Tüm bu olup bitenler bir Milletin bütün güçlüklere rağmen nasıl bölünmeden parçalanmadan ayakta kaldığını ortaya koyuyor. Hüseyin Aygün belki kabul etmeyecektir ama bu vatana bu günlere değin ulusalcılar tarafından sahip çıkılmıştır. Hüseyin Aygün bugün Meclise Milletvekili olarak seçildiyse ulusalcıların bu vatanı ayakta tutmalarından dolayı seçilebilmiştir. Şunu da açıkça burada söylemeliyim ki bu vatan Cumhuriyet Halk Partisinin Devrimcilik, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Devletçilik Halkçılık ve Laiklik ilkeleri sayesinde ayakta durmaktadır. Öyle durduk yerde ‘’iyi bir CHP’liyim’’ demekle Cumhuriyet Halk Partili olunmuyor. Cumhuriyet Halk Partili olmak bu ilkelerin özümsenmesinden geçiyor.

Cumhuriyet Gazetesinden Hikmet Çetinkaya’da bu konuya 18 Ağustos tarihli yazısı ile maydanoz olmuş. Hani yandaş gazetelerden ve yazarlarından bu tür de bir eleştiriyi beklerim ama bugüne değin okuduğum Cumhuriyet Gazetesinden Hikmet Çetinkaya’dan ulusalcılara faşist nitelemesi yapmasını beklemezdim. Hikmet Çetinkaya Hüseyin Aygün’e sahip çıkmakla kalmamış aynı zamanda ulusalcıları Cumhuriyet Halk Partisinden kovma cesaretini de göstermiş. Bakın Hikmet Çetinkaya 18 Ağustos tarihli yazısında ne diyor? ‘’Şu faşist kafalar da Cumhuriyet Halk Partisinden çekip gitsin’’Al birini vur ötekine misali. Beyefendi bugüne değin ulusalcılardan ne zarar gördü acaba? Günlük yazısını yazdığı gazeteyi bugünlere değin acaba Cumhuriyet Okurları mı yoksa Hüseyin Aygün’mü sırtlamıştır? Beyefendi hiç çekinmeden ulusalcılara hem faşist diyor hem de Cumhuriyet Halk Partisinden kovuyor. Buradan Hikmet Çetinkaya’ya ve Hüseyin Aygün’e kendi adıma sesleniyorum! Evet, ben ulusalcıyım. Ulusalcı olmaktan da gurur duyuyorum. Ama bir ulusalcı olarak kafatasçı değilim. Faşist hiç değilim.22.08.2012 SAİT BALCI

414 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.