Atlantik İle Asya Pasifik’in Savaşı

 
Irak’ta başlayan ve şu an halen Suriye’de devam etmekte olan savaşın adı aslında Atlantik ile Asya Pasifik’in savaşıdır.

Yani uzun vadede ABD’nin hedefinde Rusya vardır.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Rusya’nın Vladimir Putin ile tekrar yeniden süper bir güç haline gelmesi ABD’nin huzurunu kaçırmıştır. ABD uzun bir süre rakipsiz olarak Dünya’ya hükmederken yakın bir gelecekte karşısında Rusya’yı ve Çin’i göreceğini çok iyi bilmektedir. Bu yüzden ABD’nin derin devleti tekrar harekete geçmiş ve şu an oynanmakta olan oyunlar aslında işte Rusya’yı kuşatmanın manevralarıdır. Rusya, Medvedev ile Putin ikilisinin demokrasiyi işleterek karşılıklı görev değişiklikleri ile yeniden eski gücüne kavuşmuştur. Yani Rusya da artık oyunu kuralına göre oynamaktadır.

            Rusya her ne kadar hedefin direk kendisinin olduğunu biliyorsa da bu süreç içinde ABD’ye sıra Suriye’ye gelene kadar pek fazla bir tepki vermemişti. Bu süreç içinde Irak yeniden şekillendirildi. Hatta Irak ilk şekillendirilenlerden olduğundan dolayı yeniden arıza verdi. Suriye sonrası mı olur tüm Arap Baharları sonrası mı olur bilemem ama muhakkak Irak yeniden şekillendirilmeyi bekliyor. Tunus, Mısır ve Libya’da da Irak sonrası Arap Baharlarından fazlasıyla nasiplerini aldılar. Arap Baharlarının etkisi ile de şeriat demokrasisine ilk adımlarını attılar. Şimdi bu Ülkeler şu an doya doya kendilerine biçilen demokrasinin tadını çıkarıyorlar.

İşte bu Arap Baharlarının Suriye süreci, Asya Pasifik Ülkelerini derhal alarma geçirdi. Bir yandan teknoloji devi Çin öte yandan uzun süre sessiz kalan Rusya yaklaşmakta olan tehlikenin farkına vardılar. Suriye’ye dış müdahalenin kapılarını açacak olan ABD’nin isteğini geri çevirerek varlıklarını hissettirdiler. Bu arada ABD’nin bir iki meydan okuması oldu ama baktı pabuç bu sefer pahalı vaziyeti bize yıktılar. Diğer taraftan da Suriye’yi bu şekilde yarım bırakamazlardı. Suriye’deki demokrasi sorununu bu sefer paralı teröristlerle çözmeye çalıştılar. Bu plan ilk zamanlarda sınırların ele geçirilmesi ile tuttu gibi göründü ama gelinen noktada Beşşar Esat’ın Suriye’ye tekrar hâkim olmaya başlamasıyla fos çıktı. Geçenlerde yine Ülkemizi ziyaret eden Clinton’nın gergin bakışları Suriye planlarının iflas ettiğinin sinyalini verdi. Müdahale yok. İnsanlık koridoru yok. Irak ‘ta olduğu gibi uçuşa kapalı hava sahası yok. Yani Özgür Suriye Teröristlerini ordudan koruyabilecek maalesef yeni bir alternatif şimdilik görünmüyor.

Bu süreç içinde Almanya zaten çoktan çekimser bir pozisyon almıştı. Almanya hatta Rusya ile bölgenin durumu hakkında ikili görüşmelerde bile bulundu. Fransa ise yeni Başkan François Hollende ile yeni politikalar izlemeye başladı. İlk zamanlarda her ne kadar Suriye’ye müdahaleye sıcak bakmışsa da şimdilerde pek oralı olmadığı anlaşılıyor. Hatta bu konuda eski Başkan Nicolas Sarkozy ,François Hollende’yi Suriye’ye müdahale konusundaki isteksizliğinden dolayı eleştirmişti.François Hollande bu suçlamalara yanıt verdi ama öte taraftan da Suriye’ye müdahaleye pek yeşil ışık yakmışa benzemiyor.François Hollande aslında Rusya ve Çin bloğunun tutumundan çekindiğini söyleyebiliriz.Daha doğrusu Fransa bölgede yeni oluşacak gücün durumuna göre hareket edeceği anlaşılıyor.

ABD’nin egemenliğini ve efeliği altında politikalar üreten ikinci emperyalist ve işgalci İngiltere’de bu aralar sessiz kalmayı yeğliyor. ABD Birleşmiş Milletlerden herhangi bir karar çıkmadan yani Irak da olduğu gibi direk Suriye’ye girmiş olsaydı ikinci olarak da İngilizler girecekti. Yani ABD ‘ye bağlı olan bu süper güç de bu sefer biraz daha temkinli bir duruş sergiliyor. Yani Suriye’nin ne Irak’a ne Mısır’a ne de Libya’ya benzemediğini anlamış durumdalar.

Hal böyle olunca ABD’yi bir sıkıntı sardı. Bir taraftan seçim diğer taraftan da Suriye’nin durumu ABD’yi açıkça endişelendiriyor. Çekilse o değil çekilmese o değil. Belki iktidarda şu an Şahinler olmuş olsaydı Birleşmiş Milletlerin kararına rağmen Suriye’ye çoktan girilmişti. İlk zamanlara göre demokratların da son zamanlarda Cumhuriyetçiler kadar olmasa da Suriye konusunda şahin kesildiklerine tanık olduk. Uygulanan bu şahin politika bu sefer pek bir işe yaramamışa benziyor. İşte tüm bu denklem içinde Suriye’de Esat’ı indirmek pek kolay görünmüyor. Bakalım ABD bundan sonra hangi hamleleri atacak?

Rusya ve Çin’in çizdiği yeni politikalara tekrar dönecek olursak bu yönde şu ana kadar etkili olduklarını söyleyebiliriz. En azından ABD’ye karşı Birleşmiş Milletler Örgütü’ne müdahale kararını çıkartmadılar. Öte taraftan da Suriye Ordusuna kimyasal silah kullandırmayarak Beşşar Esat’ın katliam yapacak havasını dağıttılar. Uluslararası toplumun gözünde Beşşar Esat hakkındaki endişeleri yok ettiler. Beşşar Esat da bu politika gereği acele etmeden yavaş yavaş çekildiği bölgeleri geri almaya başladı. Bu taktik hiç kuşkusuz Asya Pasifik Ülkelerinin Atlantik Ülkelerine Suriye üzerinden meydan okuması olarak da algılayabiliriz. Bu yüzden Suriye’de devam etmekte olan savaş aslında Asya Pasifik ile Atlantik’in savaşıdır.20.08.2012 SAİT BALCI

506 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.