ÖZGÜR SURİYE TERÖRİSTLERİNİ KİMLER KORUYOR?

30 Temmuz 2012 Tarihli Aydınlık Gazetesinden Önder Öztürk’ün haberine göre, Özgür Suriye Teröristlerini ABD’nin Adana Başkonsolosu Daria Darnell yönetiyormuş.

Daria Darnell’e Suriye’nin kan çölüne dönüşmesine olan katkılarından dolayı şahsım adına şimdiden teşekkür ediyorum.

Zaten bu teröristlerin arkasında ABD olmamış olsaydı ortada ne fol vardı ne de yumurta.

Özgür Suriye Teröristlerinin arkasında ABD olmamış olsaydı Esat, olası birkaç isyanı çoktan bastırmıştı. Ama gelin görün ki durum öyle değil. ABD işi gücü bırakmış Rusya ve Çin’e rağmen Beşar Esat’ı devirmenin planlarını yapıyor. ABD, Suriye teröristlerinin tek başlarına Devlet Başkanı Beşar Esat’ın hakkından gelemeyeceğini bildiği için de var gücüyle Suriye ordusuna yükleniyor. Suriye Muhalifleri dediğimiz de zaten Suriye’den katılma birkaç çapulcudan ibaret. ABD, Muhaliflerin asıl geri kalanını da sağdan soldan toparladığı savaşçılardan oluşturuyor. Suriye halkını sorarsanız onlar da zaten terörist grupların şiddet uygulamasından dolayı çoktan Ülkemize ve diğer Ülkelere sığınmışlar. Peki, o zaman Suriye Muhaliflerinin yanında halk yoksa kim var? Suriye rejimine karşı kimler silah tutuyor? Suriye rejimine karşı kimler isyan bayrağını açmıştır? İsyan bayrağını açanların Devlet Başkanı Beşar Esat ile alıp veremedikleri nelerdir? Bu soruların yanıtını Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın Başbakan Erdoğan’a verdiği yanıtta gizli. Beşar Esat, Başbakan’a verdiği yanıtta ‘’ABD’nin isteklerini karşılamış olsaydım bugün Ülkem hedef tahtasında olmayacaktı’’ diyor. İşte bu cümle Suriye’ye açılan savaşın gerçek nedenlerini tamamıyla ortaya koyuyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, kendilerine karşı savaşanların çeşitli Milletlerden olduğunu söylüyor. Bölgede gazetecilik yapan Hollandalı foto muhabiri Jeroen Oerlemans’da Suriyeli Muhalifler tarafından kaçırıldıktan sonra serbest kaldığında Muhalifler olarak nitelenen savaşçıları Çeçen, Bangledeş ve Pakistan uyruklu kişilerin oluşturduğunu söylemiş. Suriye Dışişleri Bakanı da muhaliflerin Libya’lı, Tunuslu, Mısır’lı ve Iraklılardan oluştuğunu söylüyor. Irak’tan gelenler arasında El Kaide militanları da varmış. Anlıyacağınız Özgür Suriye Ordusu, tam bir toparlama terörist ordusuna dönüşmüş durumda. El Kaide hatırlayacağınız üzere bir zamanlar ABD’nin ikiz kulelerinin vurulmasından sorumlu tutulan örgüttü. Demek ki El Kaide dün düşman bugün müttefik olmuş.Durum gayet açık ve net görünüyor.Ortada tam anlamıyla bir ABD politikası sergileniyor Eski Başbakanlardan Süleyman Demirel’de ‘’Dün dündür bugün bugündür’’derdi. Demek ki öngörülen siyaset böyle oluyor.

Görüldüğü üzere Suriye’deki muhalifler, salt halk kitlelerinden oluşmadığı anlaşılıyor. Suriye’de muhaliflerinin yapısı bana göre daha çok bir futbol takımını andırıyor. Bu takımda Suriye halkından başka herkes var. ABD bu takıma Libyalı, Tunuslu, Iraklı, Mısırlı, Pakistanlı Çeçenistanlı futbolcuları transfer etmiş. Sonra da adına Suriyeli Muhalifler adını koymuş. Bu yalana da cümbür cemaat inanmamız isteniyor. Atalarımız ‘’Yalancının mumu yatsıya kadar yanar’’demişler. Geldiğimiz nokta işte bu. Siz ilk önce halkları yoksullaştırın sonra da başka cephelerde para karşılığı savaştırın! Oh ne ala yaşam. Bu mudur insan haklarına verilen önem? Bu mudur demokrasi? Eğer bölge Ülkelerine demokrasi getirdiğinizi söylüyorsanız Suudi Arabistan’da uygulanan demokrasiyi bunun neresine koyacağız? Suudi Arabistan da demokrasi var mı? Suudi Arabistan’da demokrasi yoksa peki neden oraya da demokrasi ihraç edilmiyor? Eğer sizin demokrasi anlayışınız buysa yesinler sizin demokrasinizi!

Dünya da dönen her şey ABD’nin ekonomik çıkarlarına göre endekslenmiş durumda. Özgür Suriye Teröristleri rejime karşı saldırı düzenledikleri zaman ‘’Esat halktan desteğini yitirdi’’ deniyor. Devlet Başkanı Esat teröristleri püskürttüğü zaman ise ‘’Esat katliam yapıyor’’ deniyor. Böyle ikiyüzlü politika olur mu? Olmaz ama koskoca Dünya ABD’nin ağzına bakarsa pekâlâ oluyor işte. Adam işi gücü bırakmış okyanus ötesinden Dünyayı şekillendiriyor. Mazlum milletlerde seyrediyor. Her şey ABD’nin planladığı gibi ilerliyor. Bakalım işin sonu nereye varacak?

Benim bildiğim bir ülkede muhalif varsa onlar da meydanlarda ve değişik platformlarda eylemler yaparak haklarını ararlar. Bu yörelerde ise eline silah alan teröristler muhalif sayılıyor. Bu ne biçim demokrasi anlayışıdır anlamadım gitti. Gerçi son günlerde bizim Ülke’de bayağı Suriye’ye ayak uydurmaya başladı. Eline silah alan PKK ile her şey yasalmış gibi müzakere yapılıyor, öte taraftan da PKK terör örgütü ile mücadele eden Orduya da terörist muamelesi yapılıyor. Suriye’de sağdan soldan toparlanan savaşçılar göz göre göre rejime karşı savaşırken kahraman oluyorlar fakat rejimlerinin koruyan ordu ise katliamcı oluyor. Bu ne biçin perhiz bu ne biçim lahana turşusu. Hatta ve hatta Suriye’de teröristler ne kadar isyan düzenlenirse isyan o derecede itibar görüyor. İşte tek kutuplu dünyanın geldiği de geleceği de bundan ibarettir.03.08.2012 Cuma

SAİT BALCI

538 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.