Özel Yetkilileri Kaldırmak Yetmez HSYk’nın Yapısı Da Değişmeli

İktidar partisi yakın bir zamandır elini verip kolunu kaptırdığı Cemaat’ten yargıyı tekrar geri almanın planlarını yapıyor. Başbakan bu girişiminden dolayı da cemaat’le çatışma yaşıyor. Bu çatışmayı hafifletmek adına da Memleket sevdalısı Fethullah Gülen’i vatanına dönmeye davet etmişti. Bu davete Fethulah Gülen Hoca ağlayarak gelemeyeceğini beyan etti. Fethullah Gülen Hoca böylelikle Memleketteki bütün sevenleri de üzmüş oldu. Hâlbuki memleket hasreti çekmek yerine bir an evvel memleketine dönse iyi olurdu. Bu aralar memleketten çok uzak kalan Kemal Burkay bile geri döndü. Kemal Burkay döner dönmez Memleketin doğu sorununu çözmek için kolları bile sıvamış. Hatta bu aralar Barzani ile görüşüyormuş. Başbakan adına mı Cemaat adına mı yoksa canımızdan çok sevdiğimiz Amerika adına mı görüşüyor bilemiyorum ama mühim görüşmeler yaptığı kesin. Kemal Burkay, Memleket hasreti çekerken aynı zamanda da Memleket için kafa yoruyormuş demek ki. Kemal Burkay’ın biraz temkinli olmasını salık veriyorum zira ülkemizde bağımsız ve tarafsız bir yargı var. Hani ne olur ne olmaz.

Başbakan zamanında yapısını değiştirdiği HSYK’yı şimdi arıyor olmalı. Çünkü o dönemlerde yargı sistemi yerli yerine oturmuş olduğundan Mit Müsteşarını apar topar ifadeye çağırmıyorlardı. Milletvekilleri, seçilmelerinde sakınca yok ise durduk yerde tutuklanmıyorlardı. Şimdi kendilerinin bile şikâyet ettiği uzun tutukluluk süreleri o zamanlar yoktu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dosyalar birikmemişti. Kısacası yargı o dönemlerde tarafsız ve bağımsızdı. İktidar partisi haricinde yargıdan şikâyetçi olan da yoktu. Cumhuriyetin bütün kalelerinin kuşatılıp ta yargının kuşatılmaması olmazdı. Bu yüzden çok özel istek üzerine yargı Cemaat kökenli hukukçulara devredildi. İşte geldiğimiz noktada Cemaat’in etkisinde kalan yargının bugünkü durumu da maalesef böyledir. Başbakan bu kısır döngüden, başka Hakan Fidanların olmaması adına mücadele ediyor. Bu durum ‘’aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık’’atasözüne gelmiş durumda. Gelin de şimdi işin içinden çıkın bakalım!

Meclis’e gelen yargı paketleri konusunda İktidar Partisinin Milletvekillerinin nedense her birinden ayrı bir ses çıkıyor. Bugün bir bakıyorsunuz sanki uzun tutukluluk süreleri ile ilgili yeni bir düzenleme yapılıyor sanıyorsunuz. Ertesi gün bir bakıyorsunuz Başbakan farklı şeyler söylüyor. Başbakan hatta uzun tutukluluk süreleri ile ilgili sorunun muhalefetin sorunu olduğunu söyleyebiliyor. Meclis Başkanı Cemil Çiçek ise uzayda yaşıyor. Bir bakıyorsunuz Cemil Çiçek Meclis Başkanı olarak soruna çözüm için girişimlerde bulunuyor ama bir bakıyorsunuz ertesi gün ele alınan konu çoktan gündemden düşmüş. Meclis Başkanı Cemil Çiçek’te sanki hiçbir şey olmamış gibi rahat bir şekilde işine devam ediyor. Maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisinin koskoca Meclis Başkanı oturduğu koltuğun farkında değil. İnsan oturduğu koltuğu satın alabilmeli ve o koltuğun hakkını vermelidir. Ama nerde bulacaksınız o iradeyi?

Şu an Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen yargı paketlerinden kimlerin yararlanacağı bile belli değil. Aynı zamanda bu yargı paketlerinin ucu başı da belli değil. Bu paketler aynı zamanda öyle şeffaf ki nereye çeksen oraya gidiyor. Yani anlayacağınız çok yönlü yargı paketleri bunlar. Gidilecek yön, gün gün değişiyor. Belli bir istikamet yok yani. Ee haliyle kurbağa misali bir adım ileri iki adım geri giderseniz olduğunuz yerde bile duramıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ilk günden epey geri düşmüşsünüz. Şimdi herkes HSYK’ın yapısı değişmeden önceki halini arıyor. Aranan hukuk ise çoktan öldü. İşte yargının geldiği nokta budur. Bu yargıyı şimdi hangi tarafından alırsanız alın ortaya elle tutulur gözle görülür bişey çıkmayacaktır. Başbakan kanımca biraz önce söylediğim gibi bu yargı paketlerinden yeni Hakan Fidanlar çıkmasın diye gayret sarf ediyor. Yoksa Başbakan’ın halen tutuklu bulunan Balyoz ve Ergenekon Davası tutukluları umurunda değil. Başbakan, belki KCK Davası sanıklarını kurtaracak bir formül üzerinde çalışıyor olabilir. Hani birde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olmasa işin bu yönü ile hiç ilgilenmeyecek ama yargının Avrupa tarafını es geçemiyor. İktidar cephesi bugüne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini ellerinden geldiği kadar oyaladılar. Biriken dava dosyalardan da anlaşılacağı üzere artık yolun sonuna gelindiğinin farkına vardılar. Tutarsız ve kanıtsız bugünlere kadar gelen dava dosyalarının fos çıktığını onlarda gördüler. Bu yüzden bu dosyaları ile ilgili bir adım atmak gerektiği için şimdi bu yargı paketleri gündeme geliyor. Ama işin içinden nasıl çıkabileceklerini onlar da bilmiyorlar. İktidar cephesinden hiç kimse bilmiyor. Şimdilik duruma göre hal ve hareket ediliyor. İşte yargı cephesinde geldiğimiz son nokta budur.

Ben şahsen bu yargı paketleri ile sorunların çözülebileceğine hiç kanaat getiremiyorum. Hele hele HSYK’ ‘nın bu yapısı ile bu sorunlar hayatta çözülmez. Her önüne geleni potansiyel suçlu olarak gören bu yapı Türk Hukuk Sistemini en başından altüst etmiş durumda. Tabi burada zihniyet de önemli. Mevcut zihniyet, birikmiş olan sorunların çözümüne kafa yormuyorsa söylenenler zaten havada uçuşup gidiyor. Bu durunda içerde özgürlük bekleyen aydın gazeteci, akademisyen’lerin hayalleri buhar olup uçup gidiyor. Bu yüzden uzun tutukluluk süreleri ve diğer sorunların çözülebilmesi için HSYK’nın muhakkak eski yapısına geri dönmesi gerekiyor. Yani Cumhurbaşkanı HSYK’ya üye atamaması gerekiyor. HSYK kendi yapısını kendisi oluşturması gerekiyor. Adalet Bakanı’nın da HSYK’dan çıkması gerekiyor.

Yargının toplum nazarında bıraktığı olumsuz etkilerden arındırılması da kısa zamana sığdırılacak bir olay değil hani. HSYK’nın yapısının değişmesiyle birlikte yargıçların hatalı kararlarından dolayı açılacak davaların devlet yerine yine eskiden olduğu gibi yargıçlara açılması gerekmektedir. Unutmayalım ki verilen kararlardan sorumlu olmayan yargıçlar keyfi kararlara imza atabileceklerdir. Yarından sonra bu durumdan devletin zarar görmesi söz konusudur. Ergenekon, Balyoz ve KCK davaları yarından sonra muhakkak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin karar merciinde olacaklardır. Devlet, mevcut siyasi iktidar sayesinde yarından sonra yüklü tazminatlar ödemek zorunda kalacaktır. Bu yüzden yargıçlarının verdiği kararlara karşı yine yargıçlar sorumlu olmalıdır.

Yargının adaleti eşit dağıtması bakımından gizli tanık uygulamasına da son verilmelidir. Günümüzde yoğun eleştiri alan bu uygulama sayesinde tutuklular hakkında aslı astarı olmayan suçlar üretilmiştir. Basına yansıyan haberlere göre hüküm giymiş insanlara gizli tanık olmaları yönünde yoğun baskılar yapılmakta ve gizli tanık olma yönünde yönlendirilmekte ve bunun karşılığı olarak işlemiş oldukları suçlarda indirim yapılacağının söylendiği basına yansımış bulunmaktadır. Yine basına yansıyan haberlerden öğrendiğime göre tecavüzcülerden de gizli tanıklar varmış. Bu duruma söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Allah Memleketi yönetenlere akıl, fikir ve hizan versin diyorum da başkada bişey demiyorum.

02.07.2012 Pazartesi
SAİT BALCI

523 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.