Cumhuriyetin Kazanımları Nasıl Yok Edildi?

Sözüm, Cumhuriyet’in kazanımlarını AKP iktidarının yok ettiğine inanmayan ve uzayda yaşayan adam sendecileredir. Ne zaman bu arkadaşlarla karşılaşmışsam her zaman ‘’yok yaa ‘’ sözünü işitmişimdir. Belki sizlerde aynı tablo ile karşılaşmışsınızdır.

Bu arkadaşlar bir taraftan yaşamlarını zor idame ettirirlerken diğer taraftan da siyasi İktidarın yanlış uygulamalarına hiç tepki vermezler. Onlara göre Memleketin nereye gittiği de hiç önemli değildir. Her zaman klasik sözlerinden birisi de ‘’Abi memleketi biz mi kurtaracağız ‘’ olur. Yani ‘’Bizi sokmayan yılan bin yıl yaşasın’’ misali. AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana tam dokuz yıl geçti ama bu arkadaşlar bir türlü hiç değişmedi. Bu süre zarfında bu arkadaşlar yattıkları kış uykusundan da maalesef bir türlü uyanamadılar. Bu süreç içinde Cumhuriyetin kazanımları tek tek yok edildi. Cumhuriyetin bütün kaleleri kuşatıldı. Geriye ise sadece Cumhuriyetin adı kaldı. Şimdi ise sıra değişmez maddelerin kaldırılmasına geldi. Anayasanın değişmez üç maddesinin de kaldırılmasından sonra artık kına yakmaya çıkacağız. Yeni Anayasa diye tempo tutanlarında artık muratlarına ermelerine az kaldı. Yeni Anayasa çalışmaları ile tam gaz freni boşalmış araba gibi felakete doğru sürükleniyoruz. Ben toplumun gerçek sorununun geçim sıkıntısı ve toplumsal huzur ve barış olduğunu sanıyordum ama maalesef yanılmışım. Toplumun gerçek sıkıntısı yeni anayasa imiş ve bizde yıllardır bunu bilememişiz. Siyasi iktidar sayesinde çok şükür yakında bu sorunumuzda çözülüyor. Cumhuriyetin düşmesinden sonra kırk gün kırk gece mehter takımı eşliğinde eğlence yaparız artık.

Cumhuriyetin kazanımlarının nasıl yok edildiğini fazla derine dalmadan gelin hep beraber bir gözden geçirelim. Her şey 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görevinin sona ermesinden sonra başladı. Başbakan’nın Cumhurbaşkanını uzlaşma ile seçileceğinin sözünü vermesine rağmen bu sözünden çark etmesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı krizi doğdu. İktidarın adayı olan Abdullah Gül’e muhalefetin ve sivil toplum örgütlerinin soğuk bakmasından sonra Meclis kilitlendi. Toplumun sözde değil özde bir Cumhurbaşkanı istemi Meclise yansıdı. İleri demokrasiyi memleketimize getiren Başbakan, Meclisten tek başına Cumhurbaşkanını seçmeye gücü yetmeyince çareyi uzlaşma yerine erken genel seçimlerde buldu. Yapılan genel seçimlerin ardından Milliyetçi Hareket Partisinin, İktidar Partisinin uzlaşmadan uzak, dayatma ile Cumhurbaşkanını seçme girişimine yeşil ışık yakmasından sonra Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra gerisi artık çorap söküğü gibi geldi.

Bir taraftan 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in döneminde geri dönen özelleştirmeler aynen kabul ediliyor diğer taraftan da Anayasa Mahkemesi’nde Danıştay’da ve Yargıtay da boşalan üyeliklere iktidara yakın olan isimlerden atamalar gerçekleşti. Üniversitelerde ise en çok oyu alan öğretim görevlileri yerine siyasi iktidarın desteklediği öğretim görevlileri rektör olarak atandılar. YÖK’de görev süresi biten Erdoğan Teziç’in yerine Yusuf Ziya Özcan atandı. Anayasa Mahkemesi, AKP’yi irticanın odağı olduğunu tescillemesine rağmen para cezası vererek geçiştirdi. Anayasa referandumu sayesinde yargının yapısı değiştirildi. HSYK, Ergenekon ve Balyoz davalarına özel yargıçlar ve savcıları atayarak tam anlamıyla ülkedeki huzur ve güveni tamamıyla yok etti. Bu dönemde orduyu itibarsızlaştırma dönemi yaşandı. Yasak olmasına rağmen üniversitelere türbanın girişine yeşil ışık yakıldı. Türbanlı öğrencileri kabul etmeyen rektörlere soruşturmalar açıldı. Sivil toplum örgütlerine baskılar yapıldı. Yazarlar, sanatçılar, akademisyenler terör örgütü kurmaktan tutuklandılar. Ordunun gizli evraklarının ele geçirilmesinden sonra kozmik odaya girilerek ele geçirilen evraklara yasallık kazandırıldı. Aydınların ve ulusalcıların telefon görüşmeleri hukuksuz bir şekilde dinlendi. Telefon görüşmelerinden yeterli kanıt bulunamayınca tutuklanan yurtseverlerin telefonlarına sanki görüşme yapılmış gibi telefon numaraları eklendi. El konulan bilgisayarların hard disklerine virüsler vasıtası ile gizli bilgiler yüklendi. Üretilmiş olan bu sahte deliller sayesinde hedefteki tüm aydın ve yurtseverlerin özgürlüklerine el konuldu. Yaratılan korku imparatorluğunun önünde artık hiçbir güç kalmamıştı.

Cumhuriyetin temel taşlarına da bu dönemlerde el atıldı. 4+ 4 + 4 yeni öğretim yasası kabul edildi.19Mayıs Gençlik ve spor Bayramının tüm yurtta kutlanması yasaklandı.29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları iptal edildi. Atatürk’ün Anıtına çelenk koymak suç oldu. Öğrencilerin okuduğu Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi suç oldu. Bu yüzden Sinem Gülcan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’i protesto eylemi için okuduğu ‘’Gençliğe Hitabe’’ den dolayı ‘’Milli birlik ve beraberliği bozmak amaçlı eylem’’ den dolayı yurttan atıldı. En son duyduğuma göre Atatürk’e karşı beslenen hayranlıktan olsa gerek yeni basılan madeni paralardan Atatürk resmi kaldırılmış.

Sevgili dostlar, tüm bu gelişmelerin ardından ‘’ Ne olacak yaa ‘’ diyen arkadaşların şimdi geldiği noktayı merak ediyorum. Cumhuriyetin temeline dinamit koyanlara çanak tutan arkadaşlar şimdi umarım yaptıkları hataların farkına varmışlardır. AKP’nin göz boyayan demokratik atılımlarının arkasından sürüklenen kendini bilmez arkadaşlar umarım gelecek seçimlerde yine aynı şarkının ve türkünün seline kapanıp gitmezler. İlerlemiş olan demokrasinin kadınların rahmine gelmesinden bir ders çıkarırlar. Sözde dil sürçmesi olarak geçiştirilen ‘’tek din ‘’ söyleminin arkasındaki gerçekler unutulmaz. Her şeyden önemlisi vahşi kapitalizmin Türk Ulusuna biçtiği ateşten gömlek henüz tamamen giyilmeden kendimize geliriz. Yatmış olduğumuz kış uykusundan bir an evvel uyanırız. Memleketin sevr ateşi ile yanıp tutuşan teslimiyetçilerin elinde yok olup gitmesine umarım seyirci kalmayız.

22.06.2012
SAİT BALCI

588 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.