İLK İSTİHBARATI UZAYLILAR VERMİŞ OLMASIN

28 Aralık 2011 gününden bu yana henüz aydınlatılamayan Uludere olayında garip gelişmeler yaşamaktayız. Şu ana kadar Uludere olayını ne Genelkurmay ne Milli İstihbarat Teşkilatı ne de siyasi iktidar üstlenmişti. Hatta bu konuda Milli İstihbarat Teşkilatı kendini tamamen bu facianın dışında tutmuştu. Böylesine önemli bir konuda istihbarat edinmeyi bile görevden saymayan Milli İstihbarat Teşkilatının görevinin sadece PKK ile bağlantı kurmak mı olduğunu sorgulamak lazım. Milli İstihbarat Teşkilatının dokunulmazlığı Milletvekillerin dokunulmazlığını geçmiş durumda. Yani Başbakanının emri ile PKK ile müzakere edebilirsiniz ama PKK ile mücadele ederseniz kendinizi Balyoz Davasından Silivri Toplama Kampında bulabilirsiniz. Milletvekili de olsanız sizin dokunulmazlığınız Milli İstihbarat Teşkilatı personelinin dokunulmazlığı kadar olmaz. İşte böyle bir dokunulmazlığa sahip olan Milli İstihbarat Teşkilatının, Uludere olayı ile ilgili maalesef uzaktan ve yakından bilgisi yok. Milli İstihbarat Teşkilatı bu yüzden kendini Uludere faciasının kapsamı dışında tutmaktadır.

Gelelim Genelkurmay cephesine. Bu konuda Genelkurmay, ABD’de yayın hayatını sürdüren ‘’Wall Street Journal’’ gazetesinin ilk istihbaratı ABD’nin kontrolündeki predatörlerin verdiğini açıklamasından sonra hemen ilk istihbarat bilgilerini heronların aldığını açıkladı. Peki, ilk istihbaratı heronlar aldıysa bu neden daha önce açıklanmadı? Uzun zamandan bu yana Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilk istihbaratı kimin aldığını soruyordu. Bu konuda ne siyasi iktidardan ne de Genelkurmaydan detaylı açıklama gelmişti. Genelkurmay neden şimdi Wall Street Journal Gazetesinin açıklamasına yanıt vermek zorunda kalıyor? Burası biraz karışık ama siyasi iktidar da bugüne kadar sahiplenmediği orduya bugün arka çıkıyor. Genelkurmayın istihbarat konusunda Wall Street Journal gazetesini yalanlamasından sonra Wall Street Journal gazetesi iddialarını tekrar yenilemesi, ülkemizdeki istihbarat zafiyetinin açığa çıkmasına neden oldu. Milli İstihbarat Teşkilatının açıklamalarından da anlaşılacağı üzere istihbarat edinme ile ilgili en ufak bir derdi olmadığı anlaşılıyor. Bu durumda istihbarat ABD ile Genelkurmaya kalmış durumda. Peki, Genelkurmay’ın açıklamaları doğruysa Wall Street Journal durduk yerde istihbaratı ne için ABD üzerine yıkmaya çalışıyor? Oluşan bu facianın istihbaratını üstlenmek ABD’ye ne faydası vardır? Yok, ilk istihbaratı Wall Street Journal’ın açıkladığı gibi Predatörler aldıysa bunu heronların üzerine yıkmanın ülkemize ne gibi faydası vardır? İstihbaratı üstlenme konusunda Genelkurmayın açıklamalarına siyasi iktidarın da destek vermesinden dolayı ortada ne olduğunu bilmediğimiz bir dolapların döndüğünü sezmek hiç de zor olmasa gerek.

Gelelim İktidar cephesine.28 Aralık’tan bu yana nerdeyse tam beş ay geçmiş. Facianın meydana geldiği sıralarda verilen sözler çoktan unutulmuş. Güya savcılar görevlendirilmiş ve en kısa zamanda olay aydınlatılacaktı. İlk zamanlar iktidar olayın sorumlularını bile araştırmadan yöre halkına tazminat ödemeyi gündeme getirmişti. Yani ortada daha fol ve yumurta yokken Başbakan tazminatı gündeme getirmesinden dolayı faciadan hükümetin sorumlu olduğunu hissettirmişti. Sorumluların bulunmasına gelince ise ortada sorumlu da yok suçlu da yok. Sanki Uludere’de doğal felaket olmuş. Olay sonrası bölgeye ziyarete giden iktidar partisinin, yöre halkı tarafından kabul edilmemesi de bir yerde olayın içyüzünü ortaya çıkarmıştı.

Burada asıl sorgulanması gereken durum, faciaya yol açan olayın ilk istihbarat bilgileri mi yoksa istihbarat sonrasında meydana gelen facianın mı önemli olduğudur. İstihbaratı o vermiş bu vermiş ne önemi var? Sanki ilk istihbaratı verene ödül mü verilecek? İstihbaratın ilk bilgilerini edinme durumu paylaşılamıyor ama sonrası meydana gelen faciayı ise üstlenen yok. Wall Street Journal’ün açıklamalarına bakılırsa ABD, ilk istihbaratı almış ve durumu Genelkurmay’a iletip o bölgeden çekilmiş. Yani gelen grubun kimliğini tespit etmeyi Genelkurmayın inisifiyatifine bırakmış. Durum böyle bile olsa bu açıklama ABD’yi zaten aklıyor. Böyle bir durumda Başbakan’ın, Wall Street Journal gazetesinin açıklamalarının ABD Başkanını zor durumda bırakmak için kurgulandığını söylemesinin ne değeri var? Wall Street Journal zaten faciaya yol açan bombalama işini Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığını söylüyor. Yani istihbaratın devamını predatörlerin takip etmesi durumunda gelenlerin PKK’lımı yoksa kaçakçı köylüler mi olduğunu tespit edilebileceğini söylüyor. Wall Street Journal bir yerde ‘’sizin istihbaratınız ancak bu kadar olur’’ demeye getiriyor. Açıkça söylemek gerekirse doğrusu ben ilk istihbarat bilgilerinin uzaylılardan da gelmiş olabileceğine kanaat getirmeye başladım. Uzaylılar hem pretadörlere hem de heronlara görüntü aktararak ABD ile müttefik olan bizleri birbirlerimize düşürmek istemiş olabilirler.

Öyle yâda böyle bu olaydan dolayı bir facia meydana gelmiş mi? Gelmiş. Ben ona bakarım. Şimdi ilk istihbaratın predatör’den mi yoksa herondan mı geldiğinin önemi var mı? Sizi bilmem ama bence yok. 25.05.2012

SAİT BALCI

440 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.