SOSYALİST ENTERNASYONAL’İN ARAP BAHARLARINA BAKIŞI

 Sosyalist Enternasyonal, 1951 yılında Frankfurt am Main’da düzenlenen bir kongrede kurulmuş. Kuruluş öncesi ise 1946 yılında İngiltere’de haberleşme ve irtibat bürosu olarak faaliyete geçmiş. Bu büro daha sonra kısa adı ‘’COMİSCO’’ yani Uluslararası Sosyalist Konferans Komitesi adını almış. Bugün adı ‘’Sosyalist Enternasyonal’’ olan örgütün 120’yi aşkın parti üyesi bulunmaktadır. Bu üyeler arasında, Amerika Demokratik Sosyalistleri, Almanya Sosyalist Demokrat Partisi, İşçi Partisi, Panhelenik Sosyalist Hareketi ( Pasok ),İsrail İşçi Partisi gibi partiler yer almaktadır.

İstanbul’da 23 Mart 2012 tarihinde toplanan örgütün bu yıl ki konusu ‘’Arap Dünyası Özel Komite Toplantısı’’ idi. Bu toplantının sonuç bildirgesine değinmeden önce Sosyalist Enternasyonal’in varlığını sorgulamak istiyorum. Evet, böyle bir örgüt vardır ve aralıklı olarak ‘’Dünya Siyaseti’’ üzerine üyelerinin katılımı ile toplantılar düzenlemektedir. Şu an Başkanlığını Yunanistan’ın eski Başbakan’ı Yorgo Papandreu yapmaktadır. Yorgo Papandreu’nun Yunanistan’ı aynı zamanda bir NATO ülkesidir. Nato Ülkesi olan Yunanistan’da Yorgo Papendreu’nun partisi ‘’Pasok’’ iktidar partisidir. Peki, nasıl oluyor da sosyalist bir parti hem NATO Ülkesi hem de Sosyalist Bir parti olabiliyor? Kapitalizme karşı alternatif olan Sosyalizm nasıl oluyor da vahşi kapitalizme hizmet edebiliyor? Bu soru oldukça derin bir konuyu içeriyor. Dünya konjoktörüne genel açıdan baktığımızda bu sorunun yanıtı rahatça verebiliriz. Bütün mesele, Sosyalist Enternasyonal’in de dünyadaki gelişmelere kapitalist gözüyle bakmasından kaynaklanmaktadır.

Sosyalist Enternasyonal esasen kapitalizmin boyunduruğu altında ezilen ve sömürülen mazlum halkların çıkarlarını dile getirmesi gerekirken bugün maalesef kapitalizmin çıkarları için görüş bildirmektedir. ABD’nin sözde Irak’a demokrasi getirmek için binlerce insanı katlederken ‘’ Sosyalist Enternasyonal’in yaşanan insanlık dramı adına bir eleştirisine tanık olmadık. Yine Libya’ya bombalar yağarken Sosyalist Enternasyonal’den bir kınama bile gelmedi. Sosyalist Enternasyonal, Irak’da, Birleşmiş Milletlerin verdiği mücadelenin yarısını bile göstermedi.

Sosyalist Enternasyonal, bugün Suriye’de Beşşar Esat’a karşılık muhalifleri desteklemektedir. Evet, Suriye’de Beşşar Esat bugün muhaliflere sert karşılıklar vermektedir ama muhalifler kendi hür iradeleri ile mi yoksa ABD’nin inisiyatifinde mi hareket etmekte dirler? Bu sorunun yanıtını bulmadan Esat’a yüklenmek doğru değildir. Arap Baharlarının başlangıcına kadar oluşmamış muhalif kanatlar, ABD’nin kışkırtması ile ayaklanmış bulunmaktadır. Tunus’da, Libya’da, Mısır’da aynı senaryolar uygulandı. Halk iktidarlara karşı ayaklandırıldı. Sonrası ise görüldüğü üzere malum durum görünüşten belli oluyor. Demokrasi yerine bu ülkelere şeriat geldi. Peki, nerde kaldı halkların özgürlüğü? Nerde kaldı demokrasi? Şimdi aynı oyunlar Suriye’de oynanmaktadır. Suriye’de önemli olan demokrasi değildir. Suriye’de önemli olan Beşşar Esat’ta değildir aslında. Suriye’de önemli olan petroldür. Suriye’de önemli olan ABD’nin çıkarları doğrultusunda yeni stratejilerdir. Esat Suriye’yi ABD’ye teslim etmek istemeyince hedef tahtasına oturtuldu. Düne kadar demokrasi sorunu yaşamayan Suriye’de demokrasi aranır oldu. Suriye’de demokrasiyi arayan Sosyalist Enternasyonal’e sorarım, Suriye’de demokrasinin varlığını denetleyen Birleşik Arap Emirliklerinde demokrasi var mıdır?

23 Mart Cuma günü İstanbul’da toplanan Sosyalist Enternasyonal’in sonuç bildirgesinde yer alan birkaç hususa da değineceğim. Toplantı sonrası Sosyalist Enternasyonal’in Dönem Başkanı Yorgo Papendreu,’’Biz demokrasi ve insan hakları mücadelesinde Suriye halkının yanındayız. Biz ayrıca Sosyalist Enternasyonal olarak BM Güvenlik Konseyi’nin üyesi olan Rusya ve Çin’e çağrı yaparak uluslararası topluluğun Suriye halkının korunması isteğine saygı duymalarını talep ettik’’diyor. Sayın Papendreu’ya sormak gerekir acaba Suriye’de insan haklarına verilen önem, Suriyelileri Esat rejimine karşı kışkırtmak ile mi yoksa demokrasi mücadelesinde Suriye halkını kendi hür iradesine bırakmakla sağlanır? Yarından sonra binlerce Suriye’li vatandaşın sonu aynı Irak’da olduğu gibi ölümle sonuçlanırsa bunun hesabını sosyalist Enternasyonal’mi verecektir? Yoksa demokrasiler binlerce insanın katledilmesine mi endekslidir? Aynı zamanda Yorgo Papendreu Rusya ve Çin’e de ‘’Suriye halkının korunma isteğine saygı duymalarını’’ istiyor. Zaten Çin ve Rusya bu görevi yaptılar. Rusya ve Çin, ABD Emperyalizmine Libya’da, Mısır’da, Tunus’a olduğu gibi seyirci kalmayarak bölge barışı adına adımlarını attılar. Halen Suriye’de henüz iç karışıklık başlamamışsa bu durum Rusya ve Çin’in dik durmasından ileri gelmektedir.

Sosyalist Enternasyonal, Çin ve Rusya’ın bölge barışı adına gösterdiği duyarlılığın binde birini dahi gösterememiştir. Yorgo Papendreu Sosyalist Enternasyonal’in sonuç bildirgesinde üçüncü toplantısının bir Arap Ülkesinde olacağını ama hangi Ülkede olacağının belirlenmediğini söylemiş. Ben Yorgo Papendreu’un bu konuda fazla acele etmemesini tavsiye ediyorum. Eğer ABD, sözde Suriye’ye demokrasi için girmeye karar vermişse endişelenecek bir durum yok demektir. Sosyalist Enternasyonal’in üçüncü toplantısı Suriye’ye demokrasinin gelmesinin ardında Şam’da yapılabilir. Bu yüzden Sosyalist Enternasyonal’in biraz daha sabretmesi gerekir.29.03.2012

SAİT BALCI

505 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.